6 adet kuzu incik 1 yemek kaşığı tereyağı 1 yemek kaşığı yoğurt 1 çay kaşığı Tuz, karabiber
Hazırlanışı:
İncikleri bol Suda yıkayıp, 4-5 Dakika Su dolu tencerede bekletin. İnciklerin üzerini kapatacak kadar su koyun. Tuz, karabiber atın. Kısık ateşte iyice pişirin. Etler kemiklerinden ayrılmaya başlayınca incik pişmiş demektir. İncikleri tencereden alın.Bir bardak et suyuyla yoğurdu karıştırın. İncikleri fırına dayanıklı bir kaba koyun. Üzerine yoğurtlu sosu dökün. 200 derecedeki fırında, üzerleri nar gibi kızarana kadar pişirip, servise hazırlayın. İncikler fırında pişerken kurumamaları için arasıra üzerlerine kepçeyle et suyundan gezdirin.
Soğanın acısını çıkartmak ve soğanın verdiği rahatsızlığı azaltmak için doğradığınız soğanı bir kaşık tuz eklediğiniz soğuk suyun içinde 15 dakika bekletmeyi deneyin.
Bu işlem soğanın acısını azaltıyor ve keskin soğan kokusunun büyük bir bölümünü alıyor. Ayrıca pişmemiş soğan yediğinizde midenize dokunuyorsa soğuk suda beklettikten sonra yediğinizde midenize eskisi kadar dokunmadığını göreceksiniz.
Elma'nın faydaları Sinirleri ve adaleleri kuvvetlendirir. Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Hamilelerin bulantı ve kusmalarını azaltır. Hastalıkların çabuk geçmesini sağlar. İdrar söktürür, vücutta biriken zararlı maddelerin atılmasında yardımcı olur. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder. Kanı temizler. Kolestrolü düşürür. Damar sertliği ve kalp krizlerini önler. Kandaki şeker miktarını düşürür. Kabızlığı giderir. Şeker hastaları için faydalıdır. Dizanteri ve paratifoda iyileşmeye yardımcı olur. Öksürüğü keser. Kompostosu ateşi düşürür. Susuzluğu keser. Uçukları geçirir. Cildin taze ve güzel kalmasını sağlar. Göz ve kulak ağrılarında da kullanılır.
Sütten ürettiğimiz besinlerden biri de yoğurttur. Yoğurt süt proteinlerinin fermentasyonla çökelmesi sonucu
oluşan pıhtıdan ibarettir. Genellikle kaynatılıp ılık hale getirilen süte az miktarda eski yoğurdun eklenmesiyle
yapılır. Ilık olan sütün ortasına, daha önceden ayrılmış ve suyla karıştırılarak inceltilmiş bir miktar yoğurtyavaş yavaş eklenir. Üzeri kapatılır ve soğumaya alınır. Burada en önemli girdi, sütün yoğurt haline dönüşmesini
sağlayan mayadır. Gıda maddeleri tüzüğünde yoğurt şöyle tanımlanmaktadır: “ Yoğurt,
en az 90 °C’ de ısıtılıp mayalanma derecesine kadar soğutulmuş sütün, yoğurt mayası
katılarak laktikasit mayalanmasına tabii tutulmasıyla elde edilen özel kıvamdaki süt ürünüdür”.
Yoğurdun faydaları
Yoğurt vücudumuz için inanılmaz etkilere sahiptir. Ve çok önemli bir besin kaynağıdır. Yoğurdun yapısı ve içerdiği besin değerleri nedeniyle insan sağlığı açısından kaynağı sütte bile olmayan faydalara sahiptir. Vücudumuz yoğurdun içindeki kalsiyum ve proteini süte göre daha çabuk emer, bu nedenle de kemiklerin gelişimi açısından süte göre daha etkilidir.
Yoğurtla güzellik
Güzellik için de çok önemli bir besin kaynağı olan yoğurdun cilde müthiş bir parlaklık kazandırdığını da unutmamak gerekir. Yüzde 61 oranında yağ yakıcı özelliği nedeniyle formda kalmayı sağlar. Yoğurdun faydaları saymakla bitmez. Yoğurt, doğal bir nefes kokusu ve diş taşı önleyicisidir. Ayrıca yağ yakma özelliğiyle çabuk kilo vermek ve özellikle karın bölgesindeki fazla kilolardan kurtulmak isteyenler için de ideal bir besindir.
Yoğurt ve diyet
Şekersiz yoğurt nefes kokusunu giderir diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önler. Japonya'da yapılan bir araştırmada 6 hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80'inde nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyinin düştüğü, yoğurdun içeriğindeki maddelerin bu rahatsızlıkları önlediği ortaya çıktı. ABD'de yapılan bir araştırma ise, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde 3 öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet programı uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdiklerini tespit etti. Zayıflama diyetlerinde yoğurt yiyenlerin yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları görüldü. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları da belirlendi. Düşük yağ oranlı süt ürünlerinden oluşan kalsiyum ve protein ağırlıklı diyetin, yağ yakma ve kilo vermek için ideal olduğu vurgulandı.
Süt, kadınların ve dişi hayvanların yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvıdır. Ayrıca bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz suya ve erkek balığın tohumuna da süt denir.
Gençler için sağlıklı bir beslenme düzeni, mümkün olduğunca besleyici değeri yüksek olan çeşitli gıdaları içermelidir. Ergenlik çağında kalsiyum ihtiyacı kemiklerin büyüme ve gelişmesine bağlı olarak özellikle çok yüksektir.
Günde 500ml. süt veya eşdeğer miktarda peynir veya yoğurt, gençlerin kalsiyum ihtiyacını karşılayacaktır. Küçük bir kase yoğurt veya küçük bir parça peynir bir bardak sütün yerine geçebilir.
Süt aynı zamanda, enerji, protein ve çeşitli vitaminleri de sağlar ve yemek arası içecek olarak dişleri de korur.
Süt ayrıca,geceleri tüketimi yapıldığı taktirde vücutta yağ yakımını yağlar.Bedenin uyurkende enerji sarf etmesine yardımcı olur.Süt ve süt ürünlerinin uyumluluğu, çeşitliliği ve besleyici olması, bu ürünleri yaşlılar için de değerli kılmaktadır.
Sütün Yararları
Büyüme ve gelişmeyi sağlar. Vücudu sağlamlaştırır, güçlendirir
Kemik erimesini önler
Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir
İshali tedavi eder
Mide rahatsızlıklarını giderir
Sindirim sistemini düzene sokar
Ülseri önler
Beyne enerji verir
Diş çürüklerini önler
Kronik bronşiti önler
Tansiyonu düşürür
Yağsız süt, kolestrolü düşürür
Kanserin önlenmesine yardımcı olur
Saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynar.
Yaşlanmayı geciktirir.
Vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önler.
Cilt üzerinde nemlendirici etki yaparak cildin yıpranmasını engeller.
HER MEVSİMDE MUHAKKAK BALIK TÜKETELİM Günümüzde yetersiz ve dengesiz beslenmenin toplum sağlığını olumsuz yönde etkilediği, toplumun sosyal ve ekonomik gelişmesini yavaşlattığı bir gerçektir. Bunun yanında dengeli beslenmenin esas öğesinin protein olduğu ve günde kişi başına alınan proteinin üçte birinin hayvansal protein olması gerektiği bugüne değin yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.
1997 yılında yapılan araştırmaya göre Türkiye de avlanan balık miktarı 500.260 ton olarak bulunmuştur. Buna karşılık denizlerin balık üretim potansiyeli yıllık 200-240 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. En çok balık üreten Japonya, Türkiye ise 34.sırada yer almıştır. 1986 yılı istatistiklerine göre balık üretiminin %83.7 kısmı Karadeniz'den, %9.4 kısmı Marmara Denizi’nden, %4.1 kısmı Ege Denizi’nden sağlanmaktadır.
Ülkemizdeki en önemli balıklar:
Hamsi
Torik
Palamut
Orkinos
Uskumru
Kalkan
İstavrit
Barbunya
İzmarit
Zargana
Mezgit
Lüfer
Levrek
Kolyoz
Karagöz
Sardalya
iskarmoz
Tekir
Türkiye'de yılda kişi başına tüketilen balık miktarı ortalama 3.0 kg kadardır. Bunun %65' i taze ,%35'i kurutulmuş ,tuzlanmış ve konserve edilmiş olarak kullanılmaktadır.
Balık etinin, enerji değerinin düşük oluşu ona diyetsel anlamda da farklı bir özellik kazandırmaktadır. Balık eti; büyüme çağındaki çocukların, hamile ve emzikli kadınların, kalp ve damar hastalarının ve hayvansal yağ tüketimine dikkat etmesi gereken tüm bireylerin güvenle tüketebileceği güvenilir bir et çeşididir.
Patates kızartması hemen her çocuğun en çok sevdiği, pek çok kişinin de çocukluğundan bu yana vazgeçemediği yiyeceklerdendir. Kısa sürede hazırlanabilir olduğu için de vaktimiz olmadığında ya da üşendiğimizde ilk aklımıza gelen yemektir çeşitidir. Özellikle bahar ve yaz aylarında yanına kabak, patlıcan ve biber ile ne lezzetli olur.
Türkiye'de zengin yerel çeşitlerin yanı sıra yabancı çeşitleri de Güneydoğu Anadolu Bölgesi hariç her yerde yetiştirilmektedir. Hem üretim hem de ihracat konusunda dünya sıralamasında ilk on ülke arasındayız. Birçok çeşit arasında yazın üretilen Akça, Santa Maria, Williams ve kışın üretilen Deveci çeşidi ihraç edilmektedir.
ÇEŞİTLERİMİZ
[Akça] Yerli çeşitlerimiz içerisinde en erken olgunlaşan çeşittir(Temmuzun ilk haftasında). Meyvesi küçük, tatlı ve suludur. Olgun meyvesi sarımsı açık yeşildir.
[Santa Maria] Erkenci çeşitlerinden olup, düzgün meyve şekli ile caziptir. Temmuz-Ağustos aylarında yeşil renkli iken depolanmaktadır ve depoda olgunlaşır ve sararır. Ekim ayına kadar pazara sürülür.
[Deveci] Son zamanlarda rağbet gören ve ihraç edilen bir çeşittir. İri ve depolamaya uygun oluşu pazar şansını arttırmaktadır.
armut ağacı Gülgillerden'dır. Anayurdu Anadolu olan armut ağacının 20 türü ve bilinen 2000 çeşidi vardır. 7-8 metreye kadar büyüyebilen armut ağacının paçasız, yalın biçimli yeşil yapraklarının kenarları çok ince dişlidir. İlkbaharda erken açan beyaz renkli çiçekleri yabani güle benzer. Aslında armut kendine özgü biçimiyle ince kabuklu, yumuşak çekirdekli, eti bol sulu ve lezzetli bir meyvedir. Taze olarak yenildiği gibi reçeli, marmeladı, pekmezi, tatlıları ve meyve suyu yapılarak tüketilen armuttan likör ve rakı da yapılır. Armut ağacının kolay işlenen ve iyi cila tutan kırmızı renkli odunu ince marangozluk işlerinde kullanılır. 100 gr armutta; 61 kalori, 15.3 gr karbonhidrat, 0 kolestrol, 0.4 gr yağ, 1.4 gr lif, 11 mgr fosfor, 8 mgr kalsiyum, 0.3 mgr demir, 2 mgr sodyum, 140 mgr potasyum, 7 mgr magnezyum, 20 IU A vitamini, B1, B2, B3, B6, C ve E vitaminleri ile 2.3 mcgr folik asit bulunur. Düzenli olarak yendiğinde kanı temizlemesinin yanı sıra yüksek tansiyona da iyi gelir. İçindeki potasyum miktarının oldukça yüksek olması nedeniyle kalp ve böbrek hastalarının diyet reçetelerine eklenir. İçerdiği fosfor ve B vitaminiyle zihinsel yorgunluğu giderir, sinirleri teskin eder. Armut hazmı kolaylaştırır fakat kendisinin hazmı kolay değildir. Midesi sorunlu olanlar elma gibi ısırarak yemek yerine suyunu içmeyi tercih etmelidir.